Çağrı
  Türkçe

12:07:44
21 Ağustos 2019 Çarşamba

download-pdf International Herald Tribune
May 20, 2008

Le Monde
21 mai 2008

Frankfurter Allegemeine
26 Mai 2008

New York Times
June 4, 2008

Taraf
5 Haziran 2008

ÇAĞRI
10 Aralık 2004
«Türkiye'de Kürtler ne istiyor»


Institut


 



Türkiye'de Kürt sorununa
Barışçıl çözüm Çağrısı

Biz aşağıda imzaları bulunanlar açıklıyoruz ki, bizler Kürdüz ve bu kimliğimizle anılmak, atalarımızın toprakları üzerinde onurumuz ve kimliğimizle birer Kürt olarak yaşamak, dilimizi, kültürümüzü serbestçe ifade etmek istiyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan beri nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan Kürt halkının, kimliği yok sayılmış, dili yasaklanarak kullanılması suç sayılmış, kültürü inkâr edilmiş ve daha pek çok temel insani haklarından yoksun bırakılmıştır.

Bugün demokratik bir Avrupa Birliği camiasına katılmaya aday olan Türkiye'de ulusal düzeyde Türkçe yayın yapan yüzden fazla televizyon kanalı ve yüzlerce radyo faaliyette bulunmaktadır. Yüz otuz civarında üniversite ve yüksek okul düzeyinde öğretim kurumu vardır. Ancak, Kürtçe yayın yapan ne bir tek televizyon kanalı, ne bir radyo kanalı olmadığı gibi, ne ilk ve orta, ne de bir yüksek öğretim kurumu bulunmaktadır.

Bu tür kurumları talep etmek suç sayılmakta, halkın seçtiği belediye başkanları ve milletvekilleri bile bu nedenlerle yargılanmaktadır.

Türkiye'de hala Kürt gerçeği kabul edilmediği gibi bir terörizm sorununa indirgenmeye çalışılmakta, sorunun çözümü için sınır ötesi askeri operasyonlarla çare aranmakta; bu da, Kürt-Türk ilişkilerini daha da gerginleştirerek bölgesel dengeleri ve Irak Kürdistan’nın istikrarını ciddi bir şekilde tehdit etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti devlet yöneticileri bu insafsız uygulamalara rağmen kimi zaman da Türk-Kürt kardeşliğinden bahsetmektedirler. Ne var ki, uygarlığa beşiklik yapmış bu toprakların en eski halklarından biri olan biz Kürtlerin kardeşlik anlayışı bu değildir.

Bizler, komşularımız ve kardeşlerimizle aynı haklara sahip olmak isteriz. Savaş ve şiddet hiçbir toplumun kaderi olamayacağı gibi bizim de kaderimiz değildir, olmamalıdır. Böyle bir kaderi reddediyoruz. Bugün bazı yetersizliklerine rağmen Irak Kürdistanı Yönetimi, dini ve kültürel azınlıklara haklarını tanımakla Orta-Doğu'da da çeşitli kültür miraslarının bir arada barış içinde kardeşçe ve eşitlik içinde yaşayabileceklerini kanıtlamaktadır.

İki asırdan beri süregelen baskı-isyan-baskı süreci artık sona erdirilmeli ve silahlar susturulmalıdır. Hiçbir biçimde askeri bir çözümü olmayan Kürt sorununa halkımızın aşağıda belirtilen ortak asgari talepleri temelinde barışçıl bir çözüm getirilmelidir.

  • Hazırlanmakta olan yeni Anayasa, Türkiye’de vatandaşlık tanımını bir soy esasına bağlı olarak tanımlamamalı ve Kürt halkının inkârına son vererek varlığını kabul etmelidir. Kürt vatandaşlara kendi dillerinde her düzeyde resmi eğitim-öğretim imkânı sağlanmalı ve kamusal alanda kendi dillerini kullanma, medya kurma ve işletme, dernek, kurum ve parti kurma, kültürlerini geliştirme ve siyasal istemlerini özgürce ifade ve savunma haklarını güvence altına almalıdır.
  • Bu temelde barış ve güven ortamının yaratılması, şiddet ve silahlı çatışma sayfasının tamamen kapatılması için, istisnasız genel bir siyasi af çıkartılmalıdır ve PKK belirlenecek bir prosedüre göre silah bırakmalıdır. Keza bu bağlamda köy koruculuğu da tasfiye edilmelidir.

Bu talepler mevcut sınırları sorgulamayan ve tüm demokratik ülkelerin vatandaşlarına tanıdıkları asgari temel insan haklardır. Bunları istemek değil, aksine tanımamak suç sayılmalıdır.

Problemin çözümü yönünde uzun bir süredir etkin ve samimi bir çaba içersinde bulunan, Türkiyeli pek çok aydın, akademisyen, yazar ve çeşitli meslekten insanların ve inisiyatiflerin çalışmaları yeterince sonuç alıcı olmasa da, şüphesiz ki takdir ve şükranla karşıladığımız girişimlerdir. Bu çabaların yanı sıra, 20. Yüzyıl boyunca büyük haksızlıklara uğrayan Kürt halkının yaşadığı insanlık dramının tarihi sorumluluğunu taşıyan Avrupa ülkelerinden ve ABD'den inkâr ve şiddet politikalarını desteklememelerini ve bu barışçıl çözüm sürecinin zemininin hazırlanmasına katkıda bulunmak için İrlanda, Bask, Katalan ve Kosova sorunlarının çözümünde deneyim kazanmış Sayın Tony Blair, Marti Ahtisaari, Felipe González ve Bernard Kouchner gibi devlet adamlarının arabulucu olarak görevlendirmelerini istiyoruz.

Bölgelerarası dengesizliğin giderilmesi AB ye üye olma koşullarından bir tanesidir. Bu bağlamda Türkiye’nin, ihmal edilip geri bırakılan Kürt bölgesinin sosyo-ekonomik kalkınması için pozitif bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Kürt bölgelerinin onarımı için özellikle 1990'lı yıllarda devlet tarafından güvenlik gerekçesiyle zorla boşaltılan yaklaşık 3400 Kürt köyü ve yerleşim biriminin yeniden inşasına olanak sağlanmalı; isimleri değiştirilerek keyfi bir biçimde yeniden adlandırılan coğrafi ve yerleşim birimlerinin isimleri yeniden orijinaline dönüştürülmeli; yerlerinden edilen üç milyon civarındaki Kürt göçmenin yurtlarına ve yuvalarına dönüşünü sağlamak için kapsamlı bir kalkınma planı hazırlamayı da AB vicdani bir görev edinmelidir.

Bizce Kürt sorunu artık sadece bir Türkiye sorunu değil, bir Orta-Doğu, bir Avrupa, bir insanlık sorunudur. Bu nedenle Türkiye kamu vicdanına, dünya kamuoyuna hitap ediyor, acilen demokratik bir barışçıl çözüm için desteklerini istiyoruz.