Çağrı
  Français

08:21:03
20 mars 2019
mercredi

download-pdf International Herald Tribune
May 20, 2008

Le Monde
21 mai 2008

Frankfurter Allegemeine
26 Mai 2008

New York Times
June 4, 2008

Taraf
5 Haziran 2008

APPEL
10 décembre 2004
«Que veulent les Kurdes en Turquie ? »


Institut


 

Dans la presse

Kürtler çözüm istiyor

Özgür Politika


21 Mayıs 2008 Çarşamba

Değişik görüşlerden Kürt siyasetçilerinin başlattığı ‘Kürt sorununda demokratik barışçıl çözüm’ imza kampanyasının metni dünyanın tanınmış gazetelerinde yayınlanmaya başladı. Metinde Kürt kimliğinin Anayasal olarak tanınması isteniyor.

Kürt siyasetçileri tarafından ‘Kürt sorununda demokratik barışçıl çözüm’ ismiyle başlatılan kampanyada toplanan binden fazla imza, dünyanın tanınmış gazetelerinde yayınlanmaya başladı. Metinde Kürt kimliğinin Anayasal olarak tanınması isteniyor. Bir süre önce bir grup Kürt siyasetçisi tarafından başlatılan ‘Kürt sorununda demokratik barışçıl çözüm’ başlıklı imza kampanyası çerçevesinde toplanan binden fazla imza, dünyanın tanınmış gazetelerinde yayınlanmaya başlandı. Metinde Kürt kimliğinin anayasal olarak tanınması, Kürt inkarına son verilmesi ve her seviyede Kürtçe eğitime olanak sağlanması talep edildi. Kampanyaya Türkiye ve Avrupa’daki Kürt siyasetçilerinin yanı sıra, şimdiye ANAP, DP, SHP, İslami partilerde siyaset yapan Kürtlerin de destek vermesi dikkat çekti. DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, KADEP Genel Başkanı Şerafettin Elçi, DEHAP eski Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, HEP eski Genel Başkanı Feridun Yazar’ın da aralarında bulunduğu bir grup tarafından 25 Nisan tarihinde Kürt sorununun barışçıl çözümü için başlatılan imza kampanyasında toplanan imzalar, dünyanın tanınmış gazetelerinde yayınlanmaya başlandı. Kampanya çerçevesinde şimdiye kadar bin 200 kişiden imza toplanırken, ilanın tam sayfaya sığmaması nedeniyle 862 kişinin imzası yayınlandı.

İmza metni Kürtleri birleştirdi

İmza kampanyası başlatan, DTP, HAK-PAR, KADEP ve Kürt siyasiçilerinin dışında Refah Partisi, Demokrat Parti, ANAVATAN Partisi, SHP gibi siyasi partilerde yöneticilik, milletvekilliği yapmış çok sayıda Kürt siyasetçi de kampanyaya destek verdi. Kampanyaya destek veren siyasiler arasında, eski bakan Adnan Ekmen, eski milletvekilleri Ali İbrahim Tutu, Abdulbaki Erdoğmuş (ANAP), Macit Piruzbeyoğlu, Hüseyin Yıldız, Ekin Dikmen (SHP), Kemal Birlik (ANAP), M. İshak Azizoğlu ve Diyarbakır eski Belediye Başkanı M. Remzi Azizoğlu gibi isimler de yer alıyor.

Herald Tribune’nde girdi

Aralarında akademisyen, milletvekili, hukukçular ve sanatçıların da bulunduğu her meslekten ve düşünce yapısından kişinin destek verdiği kampanyada toplanan imzalar, Avrupa gazetelerinde yayımlanmaya başladı. Başlatılan imza kampanyasının tam metni, imzacıların isimleri ile birlikte dün International Herald Tribune gazetesine tam sayfa ilan verdi. İmzacılar ilanda Türkiye’den Kürt kimliğini anayasal olarak tanımasını, Kürt inkarına bir son verilmesini, her seviyede Kürtçe eğitime olanak sağlanmasını talep etti. İmzacılar Türkiye’ye ayrıca genel bir af ilan etme çağrısı yaptı, PKK’nin de silahları bırakması gerektiği ifade etti. Metinde Kürt sorununun çözümü için Bernard Kouchner, Tony Blair, Martti Ahtisaari ve Felipe Gonzales gibi isimlerin de arabulucu olması istendi.

HABER MERKEZİ



Türkiye’de Kürt sorununa barışçıl çözüm çağrısı

Biz aşağıda imzaları bulunan insanlar itiraf ediyoruz ki, bizler Kürdüz ve bu kimliğimizle anılmak, atalarımızın toprakları üzerinde onurumuz ve kimliğimizle birer Kürt olarak yaşamak, dilimizi, kültürümüzü serbestçe ifade etmek istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan Kürt halkının, kimliği yok sayılmış, dili yasaklanarak kullanılması suç sayılmış, kültürü inkâr edilmiş ve daha pek çok temel insani haklarından yoksun bırakılmıştır.

Bugün demokratik bir Avrupa Birliği camiasına katılmaya aday olan Türkiye’de ulusal düzeyde Türkçe yayın yapan yüzden fazla televizyon kanalı ve yüzlerce radyo faaliyette bulunmaktadır. Yüzotuz civarında üniversite ve yüksek okul düzeyinde öğretim kurumu vardır. Ancak, Kürtçe yayın yapan ne bir tek legal televizyon kanalı, ne bir radyo kanalı olmadığı gibi, ne ilk ve orta, ne de bir yüksek öğretim kurumu bulunmaktadır. Bu tür kurumları talep etmek suç sayılmakta, halkın seçtiği belediye başkanları ve milletvekilleri bile bu nedenlerle yargılanmaktadır.

Türkiye’de hala Kürt gerçeği kabul edilmediği gibi bir terörizm sorununa indirgenmeye çalışılmakta, sorunun çözümü için sınır ötesi askeri operasyonlarla çare aranmakta; bu da, Kürt-Türk ilişkilerini daha da gerginleştirerek bölgesel dengeleri ve Irak Kürdistanı Yönetiminin istikrarını ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti devlet yöneticileri bu insafsız uygulamalara rağmen kimi zaman da Türk-Kürt kardeşliğinden bahsetmektedirler. Ne var ki, uygarlığa beşiklik yapmış bu toprakların en eski halklarından biri olan biz Kürtlerin kardeşlik anlayışı bu değildir.

Bizler, komşularımız ve kardeşlerimizle aynı haklara sahip olmak istiyoruz. Savaş ve şiddet hiçbir toplumun kaderi olamayacağı gibi bizim de kaderimiz değildir, olmamalıdır. Böyle bir kaderi de reddediyoruz. Bugün bazı yetersizliklerine rağmen Irak Kürdistanı Yönetimi, dini ve kültürel azınlıklara haklarını tanımakla Orta-Doğu’da bile çeşitli kültür miraslarının bir arada barış içinde kardeşçe ve eşitlik içinde yaşayabileceklerini kanıtlamaktadır. Hiçbir biçimde askeri bir çözümü olmayan Kürt sorununa, aşağıda belirtilen ve halkımızın ortak asgari talepleri temelinde barışçıl bir çözüm getirilmeli; iki asırdan beri süregelen baskı-isyan-baskı süreci artık sona erdirilmeli ve silahlar susturulmalıdır.

Hazırlanmakta olan yeni Anayasa, Türkiye’de vatandaşlık tanımını bir soy esasına bağlı olarak tanımlamamalı ve Kürt halkının inkârına son vererek varlığını kabul etmelidir. Kürt vatandaşlara kendi dillerinde her düzeyde resmi eğitim-öğretim imkânı sağlanmalı ve kamusal alanda kendi dillerini kullanma, medya kurma ve işletme, dernek, kurum ve parti kurma, kültürlerini geliştirme ve siyasal istemlerini özgürce ifade ve savunma haklarını güvence altına almalıdır. Bu temelde barış ve güven ortamının yaratılması, şiddet ve silahlı çatışma sayfasının tamamen kapatılması için, istisnasız genel bir siyasi af çıkartılmalıdır ve PKK belirlenecek bir prosedüre göre silah bırakmalıdır. Keza bu bağlamda köy koruculuğu da tasfiye edilmelidir.

Bu talepler mevcut sınırları sorgulamayan ve tüm demokratik ülkelerin vatandaşlarına tanıdıkları asgari temel insan haklardır. Bunları istemek değil, aksine tanımamak suç sayılmalıdır. Problemin çözümü yönünde uzun bir süredir etkin ve samimi bir çaba içersinde bulunan, Türkiyeli pek çok aydın, akademisyen, yazar ve çeşitli meslekten insanların ve inisiyatiflerin çalışmaları yeterince sonuç alıcı olmasa da, şüphesiz ki takdir ve şükranla karşıladığımız girişimlerdir. Bu çabaların yanı sıra, 20. Yüzyıl boyunca büyük haksızlıklara uğrayan Kürt halkının yaşadığı insanlık dramının tarihi sorumluluğunu taşıyan Avrupa ülkelerinden ve ABD’den inkâr ve şiddet politikalarını desteklememelerini ve bu barışçıl çözüm sürecinin zemininin hazırlanmasına katkıda bulunmak için İrlanda, Bask, Katalan ve Kosova sorunlarının çözümünde deneyim kazanmış Sayın Tony Blair, Marti Ahtisaari, Felipe González ve Bernard Kouchner gibi deneyli devlet adamlarının Kürt sorunun çözümünde arabulucu olarak görevlendirmelerini istiyoruz.

Avrupa Birliği’nin Filistin’e her yıl yüz milyonlarca dolar maddi yardım vermesinden elbette ki Kürtler de memnun olmaktadırlar. Ne var ki, aynı Avrupa Birliği, aday ülke statüsündeki Türkiye’den, ekonomik olarak ihmal edilip geri kalmasına yol açılmış Kürt bölgelerinin onarımı ve özellikle 1990’lı yıllarda devlet tarafından güvenlik gerekçesiyle zorla boşaltılan yaklaşık 3400 Kürt köyü ve yerleşim biriminin yeniden inşasına olanak sağlanmasına; yerlerinden edilen üç milyon civarındaki Kürt göçmenin yurtlarına ve yuvalarına dönüşünü sağlamak için kapsamlı bir kalkınma planı hazırlamasını yardımcı olmalı; keza isimleri değiştirilerek keyfi bir biçimde yeniden adlandırılan Kürt yerleşim birimlerinin isimlerinin orijinal şekline iadesini de vicdani bir görev edinmelidir. Bizce Kürt sorunu artık sadece bir Türkiye sorunu değil, bir Orta-Doğu, bir Avrupa, bir insanlık sorunudur. Bu nedenle Türkiye kamu vicdanına, dünya kamuoyuna çağrıda bulunuyor, acilen demokratik bir barışçıl çözüm için desteklerini istiyoruz.  

Yeni Özgür Politika Kürtler çözüm istiyor